|
21-27 KASIM AĞIZ DİŞ SAĞLIĞI
HAFTASI
ve 22 KASIM DİŞ HEKİMLİĞİ GÜNÜ
19 uncu yy.’a kadar berberler,
nalbantlar, kırık-çıkıkçılar gibi ehil olmayan kişiler tarafından
bilimsel olmayan ve çok tehlikeli şekilde icra edilmeye çalışılan
diş hekimliği mesleğinde 1908 yılında İstanbul’da açılan ilk
Dişçilik Yüksek Okulu olan“ Dişçi Mekteb-i Aliyesi” ile yeni bir
dönem başlamış, 1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet Ve Şuabatı
San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun ile de dişhekimliği mesleği
tanımlanmıştır. Açılan ilk dişçilik yüksek okulu 1964 yılında tıp
fakültesinden ayrılarak İstanbul Üniversitesi Diş hekimliği
Fakültesi kurulmuştur. Günümüz Cumhuriyet Türkiyesi’nde ise 18
dişhekimliği fakültesi ve 4921’i Sağlık Bakanlığı’nda olmak üzere
yaklaşık 20 bin kişilik dişhekimi camiası halkımıza hizmet
vermektedir.
Ağız diş sağlığı hizmetleri başta diş
hekimleri olmak üzere, ülkemizdeki yaklaşık 7 bin diş protez
teknisyeni,diş protez laboratuarları,diğer sağlık çalışanları ve
dental firmaların da dahil olduğu 1 milyar dolarlık gayrı safi
hasılası ile dev bir sektördür. Ancak kişi başı ağız diş sağlığı
harcaması Avrupa Birliği Ülkelerinde yaklaşık 220 Dolar iken
ülkemizde 15 Dolar civarındadır. Bunun yanı sıra, Avrupa Ülkelerinde
dişhekimine yıllık başvuru sayısı 5 iken Türkiye’de bu sayı sadece
0.7’dir. Buradan anlıyoruz ki, ülkemizde ağız diş sağlığı
hizmetlerine olan ihtiyaç çok yüksek olmasına rağmen, bu hizmetlere
olan talep o oranda düşüktür.
Dünya Sağlık Örgütüne göre sağlık;
bireyin fiziksel, zihinsel ve sosyal bir bütün olarak tam bir iyilik
halidir. Bireylerin fiziksel sağlığı ise vücuttaki tüm organ ve
dokuların sağlıklı olması ile mümkündür. Bu nedenledir ki ağız ve
diş sağlığını bozan faktörler bireyin vücut sağlığını da doğrudan
etkilemekte, diş çürükleri ile dişeti hastalıkları; kalp-damar
hastalıkları, yüksek tansiyon, kemik erimesi, şeker hastalığı ve
kadınlarda erken doğum ve düşük doğum ağırlığı risklerini
artırmaktadır.
Kötü ağız hijyeninin yol açtığı diş
çürükleri ve dişeti hastalıklarından korunmada öncelikle kişiler
kendi sağlıklarının bilincinde olmalı ve bireylere düzenli fırçalama
alışkanlığı, diş ipi kullanımı, beslenme alışkanlıklarının
düzenlenmesi ve düzenli olarak diş hekimine gitme alışkanlığının
kazandırılması gerekmektedir.
Çürükten korunmada sabah kahvaltı
sonrası ve gece yatmadan önce 2’şer dakikalık etkili bir fırçalama
işlemi yeterlidir. Fırçalama işleminde diş etlerine masaj yapacak
tarzda dairesel hareketler yapılmalıdır. Fırçalarken aşırı kuvvet
uygulamanın diş eti çekilmesine neden olacağı unutulmamalıdır.
Diğer yandan etkili bir diş fırçalama
işlemi dişlerin görünen yüzeylerinin temizliğini sağlamakla
birlikte, bakteri plağının diş aralarından uzaklaştırılmasını
sağlamaz.Bu nedenle diş araları günde bir kez tercihen gün sonunda
diş ipi ile temizlenmelidir. Diş ipi günlük ağız bakımının ayrılmaz
bir parçası olmalıdır.
Diş sağlığımız için bol bol peynir,
süt ve yoğurt tüketmeli, şekerli yiyecekleri tükürük akışının en
yoğun olduğu ana öğünler sırasında yenmelidir. Sağlıklı ve güzel diş
ve dişetleri için öğün aralarında da abur-cuburla değil elma, havuç
gibi iyi yıkanmış, taze meyve ve sebze ile beslenmeliyiz.
Çürüğü engellemenin başka bir yolu da
dişlerin çürüğe karşı direncini artırmaktır.Diş yüzeylerine diş
hekimi tarafından fluor uygulanması suretiyle dişler daha dirençli
hale getirilir. Fluor birçok besinde doğal olarak bulunan bir
elementtir. Fluor elementinin uygun dozda ve sürekli olarak ağız
ortamında bulunması diş çürüğü oluşumunu engeller.Özellikle
başlangıç halindeki çürüklerde diş minesinden kaybolan minerallerin
tekrar kazanılmasını ve hasar görmüş diş dokusunun güçlenmesini
sağlar.
Ayrıca özellikle erken yaşlarda diş
çürüklerinin genellikle azı ve küçük azı dişlerinin çiğneyici
yüzeylerinde bulunan ve fissur adı verilen çukurcuklarda başlaması
nedeniyle diş hekiminin uygun gördüğü durumlarda bu çukurcukların
üzeri fissür örtücülerle kapatılarak, çürük oluşumunun başlaması
engellenir. Fissur örtücü uygulamaları dişin minesine yapıldığı için
lokal anesteziye de gerek duyulmaz.
Halk arasında süt dişlerinin önemli
olmadığına dair yanlış bir inanış vardır. Oysa ağız ve diş
sağlığında dişlerin önemi süt dişlerinin sürmesiyle başlar. Süt
dişleri çocuğun beslenmesinin yanı sıra düzgün konuşmasını da
sağlamaktadır. Sağlıklı süt dişleri çiğneme işlemini
gerçekleştirirken aynı zamanda altında bulunan daimi dişin
korunmasını ve zamanında sürmesini sağlar. Yani sağlıklı süt dişi
sağlıklı kalıcı dişlerin en büyük garantisidir.Tedavi edilmeyen süt
dişleri ağrı, koku, konuşma ve çiğneme zorluğu ve beslenme
bozukluğuna sebep olur. Süt dişlerinin tedavi edilmeyip zamanından
önce çekilmesi kalıcı dişlerin çapraşık çıkmasının ve çene
gelişimindeki bozukluğun en önemli sebebidir. Bu sebeplerden dolayı
süt dişleri nasıl olsa değişecek mantığı ile ihmal edilmemeli,
belirli aralıklarla diş hekimi tarafından mutlaka kontrol
edilmelidir.Bunun yanı sıra ilk süren daimi dişimiz olan ve 6 yaş
dişi olarak da adlandırılan 1. büyük azı dişlerinin de genellikle
süt dişleriyle karıştırılması ve tedavi edilmemesi sonucu
çocuklarımız hayatları boyunca ağızlarında taşıyacakları bu dişleri
çok erken yaşlarda kaybetmektedirler. Hatta, bu dişi süt dişi sanan
vatandaşlar, çekilen bu daimi dişin yerine yeni bir diş sürmemesini
de çekim sırasında yapılan anesteziye bağlamak gibi bir yanlış
inanışa kapılmaktadırlar.
Diş çürüğünün ve diş eti iltihabının
öncelikli sebebi bakteri plağıdır. Bakteri plağı; dişlerimizi
düzenli olarak fırça ve diş ipiyle temizlemediğimiz takdirde diş
yüzeyinde oluşan ve içinde bol miktarda bakteri ve besin artığı
bulunduran yapışkan bir tabakadır. Diş taşı ise, bakteri plağının
dişler üzerinden uzaklaştırılmaması halinde tükürükteki kalsiyum
tuzlarının plağa yapışması ile gelişen sert birikintilerdir. Diş
taşları diş fırçası ve diş ipi ile uzaklaştırılması mümkün olmayan
birikintilerdir.Diş taşları sadece diş hekimleri tarafından
profesyonel temizlik ile kaldırılabilir.Diş taşı varlığında sağlıklı
diş etlerinden söz edilmesi mümkün olmadığı gibi diş taşları ve
ilerlemiş dişeti hastalığı nefesin de kötü kokmasına sebep
olmaktadır.
Bir diğer husus da özel bakıma
ihtiyacı olan bireylerin ağız ve diş sağlığı sorunlarıdır. Engelli
bireylerin ağız ve diş bakımları genellikle ihmal edilmekte olup, bu
hususta ailelerin yeterli bilince sahip olmadıkları görülmektedir.
Engelli çocuklarımızı dişleri sürer sürmez en az 6 ayda bir diş
hekimine götürmeli ve günlük ağız bakımlarını yapmayı asla ihmal
etmemeliyiz.
Gelişmiş ülkelerde yıllar önce
toplumun ağız diş sağlığı problemleri değerlendirilmiş, koruyucu
tedbirler alınmadığında ortaya çıkan diş hastalıklarının tedavisi
için ayrılan bütçenin ülke ekonomisini olumsuz yönde etkilediği
tespit edilmiştir. Önlenebilir hastalıklar grubuna giren diş
hastalıklarının alınacak koruyucu tedbirlerle oluşmadan
önlenmesi halinde maliyetin çok ciddi oranlarda düşerek 12 kat
azalacağı yapılan araştırmalarla ortaya konmuştur.
Koruyucu tedavi, hastalık kişide
başlamadan önce hastalığın önlenmesidir. Koruyucu tedavi ile
çözülmeyen durumlarda tedavi edici hizmetler ön plana geçer.Koruyucu
hizmetlerin etkinliğinin artırılması tedavi edici hizmetlerin
kalitesini de artıracaktır.
T.C. Sağlık Bakanlığına bağlı birinci
basamak sağlık kuruluşları olan sağlık ocakları, ana çocuk sağlığı
ve aile planlaması merkezleri ile sağlık merkezlerinde koruyucu ve
önleyici diş hekimliği hizmetlerinin yanı sıra, imkanlar ölçüsünde
dolgu, diş taşı temizliği gibi tedavi edici diş hekimliği
hizmetlerinin bir bölümü de verilebilmektedir.
Özel şartlar ve yardımcı sağlık
personeli gerektiren ptotez, ortodonti, ağız-diş-çene hastalıkları
ve cerrahisi uygulamaları ikinci ve üçüncü basamak(üniversiteler)
sağlık kurumlarında yapılmaktadır. Bakanlığımıza bağlı 2 diş
hastanesi, 34 ağız diş sağlığı merkezi, 107 diş tedavi protez
merkezi ve devlet hastaneleri bünyesindeki 581 diş polikliniğinde
ikinci basamak ağız diş sağlığı hizmetleri sunulmaktadır.
Bununla birlikte Bakanlığımızca
yürütülen diş hekimliği hizmetlerinin daha etkin ve verimli bir
şekilde sunumu amacıyla diş hastaneleri ve ağız diş sağlığı
merkezlerimizde; 0-15 yaş grubu çocuklara tedavi edici ve koruyucu
diş hekimliği hizmetlerinin verildiği “Pedodonti Klinikleri”, sağlık
kurumunun tanıtımı-uygulanacak tedaviler ve ortaya çıkabilecek
komplikasyonlar hakkında hastaların bilgilendirildiği “Hasta
Bilgilendirme ve Rehberlik Üniteleri”, bedensel ve zihinsel engelli
hastalara uygun fiziki ve teknik ortam oluşturarak diş hekimliği
hizmetlerinden en üst düzeyde yararlanmalarını sağlamak amacıyla
“Engelliler Kliniği” ve dezenfeksiyon-sterilizasyon hizmetlerinin
yürütülmesi ve denetlenmesi amacıyla “Enfeksiyon Kontrol Komiteleri”
oluşturulmuştur.
Ülkemizde diş ve dişeti
hastalıklarının toplumda %85’lere varan sıklıkta görülmesi, bu iki
hastalığın önemli bir halk sağlığı sorunu olarak değerlendirilmesini
ve her iki hastalığın yaygınlık ve şiddetinin azaltılmasına yönelik
toplumu hedef alan çalışmaların yapılmasını gerektirmektedir.
Varolan bu sorunun çözümlenmesinde koruyucu hizmetlere öncelik ve
ağırlık verilmesi tedavi edici hizmetlerdeki maliyet, insan gücü ve
zaman kaybını ortadan kaldıracaktır. Bu bağlamda Sağlık Bakanlığı
olarak hazırlamakta olduğumuz Sürekli Ağız Diş Sağlığı Eğitim
programı ile; toplumun doğumdan itibaren eğitim yolu ile ağız diş
sağlığı bilgilerinin artırılması, doğru tutum ve alışkanlıkların
oluşturulması ve koruyucu uygulamalar ile hastalıkların yaygınlık ve
şiddetinin azaltılması suretiyle yaşam kalitesinin artırılması ve
tedavi edici diş hekimliğine başlama yaşının yükseltilmesi
amaçlanmaktadır.
Çocuk ve gençlerin gelişim
dönemlerinde edindikleri tutum ve davranışlar, ileriki yaşlarda hem
genel sağlıklarını hem de ağız ve diş sağlıklarını şekillendirmesi
açısından çok önemlidir ve bu dönemde çocuk ve gençler üzerinde
akranları kadar, ailelerinin, öğretmenlerinin ve medyanın da çok
önemli etkisi olduğu bilinen bir gerçektir.
Bu nedenledir ki Sağlık Bakanlığı
olarak 21-27 Kasım Ağız ve Diş Sağlığı Haftası vesilesiyle bütün
ebeveynlerimizi, öğretmenlerimizi, konuyla ilgili sivil toplum
kuruluşlarını, medya kuruluşlarını ve toplumumuzun tüm üyelerini
ağız diş sağlığı konusunda duyarlı olmaya ve yetkileri olmadığı
halde diş hekimliği mesleğini icra ederek tehlike saçan kişilere
karşı dikkatli olmaya davet ediyor ve bu meşakkatli yolda emek
veren tüm diş hekimlerimizin 22 Kasım Diş hekimliği Gününü
kutluyoruz.
http://www.saglik.gov.tr
17-22 KASIM
AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI HAFTASI
Ağız ve Diş Sağlığının korunması hakkında halkı bilinçlendirmek ve
doğru yöntemi kullanmayı alışkanlık haline getirmek amacıyla 17-22
Kasım tarihleri arası Ağız ve Diş Sağlığı Haftası olarak
kutlanmaktadır.
Ağız ve Diş
Sağlığına yeterince önem verilmediğinde ortaya daha ciddi sağlık
sorunlarının çıktığı bilimsel bir gerçektir. Yiyecek ve içeceklerin
tüketilmesinden sonra yeterli ağız bakımı yapılmadığında diş
çürükleri kaçınılmazdır. Çünkü bakteriler, gıda artıkları ile
birleştiğinde açığa çıkan asitler diş dokularını eritir ve çürüklere
neden olur. Dişlerde çürüğü önlemenin en etkin yolu dişleri
uygun bir fırça yardımıyla günde en az iki kez fırçalamaktır.
Fırçanın boyu ve genişliği kişiye uygun olmalıdır. Fırçalama
işleminde fırça, dişlerin tüm yüzeylerine uygulanmalıdır.
Etkili bir diş fırçalama işlemi dişlerin görünen yüzeylerinin
temizliğini sağlamakla birlikte, bakteri plağının diş aralarından
uzaklaştırılmasını sağlamaz. Bu nedenle diş araları günde bir kez
tercihen gün sonunda diş ipi ile temizlenmelidir. Diş ipi, günlük
ağız bakımının ayrılmaz bir parçası olmalıdır.
Eğer diş etlerinizde kızarıklık, şişlik, ağrı, fırçalarken kanama ya
da ağızda kötü kokular varsa diş etlerinizde enfeksiyon var
demektir. Bu nedenle bu tür şikayetleriniz olduğunda ağız bakımınız
yetersiz olabilir. Dişleri fırçalarken diş etlerine masaj yapmak ve
diş etini dişin üzerine kaydırarak fırçalamak önemlidir. Diş
etlerinde çekilme varsa nedeni diş taşları olabilir. Diş taşlarının
en az 6 ayda bir temizlenmesi yararlı olacaktır.
Ağız ve Diş Sağlığının bozulması ile kalp, böbrek, eklemler vb.
organlar, vücutta sürekli bir enfeksiyon kaynağı olması nedeniyle
olumsuz etkilenebilir ve bu durum tedavisi çok güç ciddi sağlık
sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle her altı ayda bir düzenli bir
şekilde diş hekimine muayene olmak, diş ve diş etlerinde oluşacak
problemlerin erken teşhisi ve tedavisi açısından çok önemlidir.
Ayrıca, diş sağlığı için bol bol peynir, süt ve yoğurt tüketilmeli,
şekerli yiyecekler, tükürük akışının en yoğun olduğu ana öğünler
sırasında yenmelidir. Sağlıklı diş ve dişetleri için öğün aralarında
elma, havuç gibi iyi yıkanmış, taze meyve ve sebze tüketmek faydalı
olacaktır.
Diş hekimi muayenehaneleri ve diş polikliniklerinin Uygunluk ve
Personel Çalışma Belgeleri Müdürlüğümüz tarafından
düzenlenmektedir. Denetimleri ise ilgili yasa ve yönetmelikler
çerçevesinde ekiplerimiz ve Diş Hekimleri Odasının koordineli
çalışmaları ile yürütülmektedir. Uygunluk Belgesi
olmayan ve kaçak çalıştığını düşündüğünüz kişileri ihbar ediniz.
Dr.
Hüseyin GÜL
Sağlık Müdürü
|