29 Mayıs 1453'te, şehri
günlerdir kuşatan Osmanlı ordusunun, şimdi İstanbul olarak bilinen,
o zamanki adıyla Konstantinopolis şehrini Sultan II. Mehmed Han'ın
komutanlığında fethedilmiştir.
Bu fetihten sonra Osmanlı Devleti İmparatorluk olmuş, henüz 21
yaşında olan Sultan II. Mehmed, fatih unvanını da alarak Fatih
Sultan Mehmed olarak anılmaya başlanmıştır. Tarihteki en önemli
devletlerden olan Doğu Roma İmparatorluğu böylelikle sona ermiştir.
Tarih: 2 Nisan - 29 Mayıs 1453
Kuşatma hazırlıkları
Sultan II. Mehmed, İstanbul'un fethine karar
verdiğinde o zamanki başkent Edirne'de, İstanbul'un aşılamaz
olarak bilinen surlarını yerle bir edebilmek için o güne kadar
görülmemiş büyüklükteki, şahi olarak bilinen topları döktürmüştü.
II: Mehmed ayrıca, hazırlanmakta olan bu topların yanısıra,
Bizans'a denizden gelebilecek yardımları engellemek için Yıldırım
Bayezid tarafından inşa edilmiş olan Anadolu Hisarı'nın karşısına
Rumeli Hisarı'nı (Boğazkesen Hisarı) yaptırdı.
Yapılan hazırlıkların kendisine yönelik olduğunu anlayan Bizans
İmparatoru Konstantin, Sultan II. Mehmed'i hediyelerle
vazgeçirmeye çalışırken, bir yandan da Avrupa devletlerine elçiler
yollayarak onları durumdan haberdar ediyor ve yardım istiyordu.
Ancak 1054 yılında Hıristiyanlığın Katolik Kilisesi ve Ortodoks
Kilisesi olarak ikiye ayrılması sebebiyle, Papa V. Nikola Bizans'ı
desteklemeyi pek düşünmüyordu. Bazı İtalyan şehir devletleri
askeri birliklerini Bizans'a yardımcı olmak amacıyla İstanbul'a
yollasa da, Avrupa'nın büyük devletleri Bizans'ı desteklememe
kararı almışlardı. Yardımlarla birlikte Bizans ordusu, 2.000'i
paralı olmak üzere 9.000 askerden oluşuyordu. Şehri savunan
duvarlar, 22,5 km.yi bulan uzunluklarıyla dönemin en güçlü surları
olarak biliniyordu.
Sultan II. Mehmed, 20.000 yeniçerinin de dahil olduğu 100.000
kişilik bir kuvveti yönetiyordu. Rumeli Hisarı'nı inşa ettirmenin
yanısıra bir de donanma kurdurmuştu. Ordusunu İstanbul civarında
toplamış; bu arada, yardım göndermelerini önlemek amacıyla bazı
Balkan devletlerine ordular göndererek, gelebilecek yardımları
önleme, yardım yollamayı düşünenlere ise gözdağı verme yoluna
gitmiştir. Durumun giderek ümitsizleştiğini gören Bizans
İmparatoru, surların önüne geniş hendekler açtırmış, Haliç'in
güvenliğini sağlamak amacıyla da girişine zincir çektirmişti.
Kuşatma
Ordusu ile İstanbul'un önünde bulunan Sultan II.
Mehmed, Bizans İmparatoru'na elçi göndererek teslim olması
çağrısında bulunmuş, ancak reddedilmişti. Bunun üzerine tarihteki
en son İstanbul kuşatması başladı.
Kuşatma, Türk topçusunun, surları top ateşine tutmasıyla başladı.
Bizans ordusu ise, surlarda açılan gedikleri kapatmaya
çalışıyordu. Osmanlı, donanması ile de Haliç'i zorluyor fakat
zinciri aşamadıkları için gemiler Haliç'e giremiyordu. Günlerdir
süren kuşatmanın henüz başarı getirememiş olması ve Ceneviz
donanmasından gelen yardımın Boğaz'ı geçerek Haliç'e girmesi
Sultan II. Mehmed'i sinirlendirmiş ve atını boğazın sularına
sürerek donanmasına emirler yağdırmış, komutanlarına da, saldırı
için orduyu hazırlamalarını emretmişti.
Saldırı hazırlıkları
Sultan II. Mehmed, Theodosius Surları'na ve
şehrin su ile çevrili olmayan tek bölgesini batıdan gelebilecek
saldırılardan koruyan hendeklere saldırmayı tasarladı. Ordu 2
Nisan 1453'te şehrin doğusuna yerleşti. Toplar haftalarca surları
dövdü fakat yeterli gedik açamadı. Topların yeniden doldurulmaları
zaman aldığı için, her atıştan sonra Bizanslılar hasarın çoğunu
tamir edebiliyorlardı.
Daha sonra, yeraltı tünelleri yapıp surların altını kazarak yarma
yolunu denediler. Kazıcıların çoğu, Sırp Despot'u tarafından Nvo
Brdo'dan gönderilen Sırplardı ve Zağnos Paşa'nın emri
altındaydılar. Lakin Bizanslılar, Johannes Grant adında, Alman
olduğu söylense de muhtemelen İskoç olan bir mühendisi
görevlendirdiler. Johannes karşı tüneller kazdırdı ve Bizans
birlikleri tünellere girip Osmanlı işçileri öldürdüler. Diğer
tüneller de suyla dolduruldu. Son olarak Bizanslılar önemli bir
mühendisi esir alıp işkence yaparak, sonradan yıkılan tünellerin
hepsinin yerini öğrendiler.
Sultan II. Mehmed, şehrin ödemeyeceğini bildiği çok büyük vergi
karşılığında ablukayı kaldırmayı önerdi. Bu da geri çevrilince,
Bizanslı askerlerin kendi birlikleri tükenmeden önce bitkin
düşeceğini bilerek saf güçle duvarları alt etmeyi tasarladı.
Nihai saldırı
29 Mayıs sabahı saldırı başladı. Hücumun ilk
dalgasını, mümkün olabildiği kadar çok Bizans askerini öldürmeye
niyetli acemi askerler olan azaplar oluşturuyordu. Ayrıca
Haliç'ten de baskı uygulayabilmek için gece yağlı kütükler
üzerinde karadan Haliç'e taşınan gemiler, o sabah Bizans
askerlerine kötü bir sürpriz olmuştu. Anadolululardan oluşan
ikinci dalga, şehrin kuzeydoğusundaki, topla kısmen hasar almış
Blachernae Surları'nın (okunuşu: blakernai ) bir bölümüne
odaklanmıştı. Uzun süren bu çarpışmalar sonucunda Ulubatlı Hasan
adındaki bir yeniçeri, aldığı kırk ok darbesine1 rağmen hayatta
kalarak Osmanlı sancağını dikmiş, bununla ateşlenen Osmanlı ordusu
29 Mayıs 1453'te İstanbul'un surlarını aşmıştı.
Ancak savaş henüz bitmemişti. Hayatta kalan Bizans askerleri,
Osmanlı askerleriyle sokak aralarında çarpışıyorlardı. Kısa süren
bu çatışmalardan sonra Bizans ordusu yenilmiş ve Sultan II. Mehmed
önderliğindeki Osmanlı ordusu İstanbul'a tamamen hâkim olmuştu.
Fethin iç sonuçları
O zamana kadar sadece bir devlet olan Osmanlı,
artık bir İmparatorluk haline gelmişti.
Anadolu ve Balkanlar arasındaki geçişlerde bir engel olan Bizans
yıkılmış, arada engel kalmamıştı.
Birçok kere Osmanlı şehzadelerini ve Avrupa ülkelerini kışkırtan
Bizans artık bunu yapamayacaktı.
Müslüman dünyasında Osmanlı Devleti daha saygın bir hale gelmişti.
Müslümanların peygamberi Hz. Muhammed'in hadis-i şerifindeki o
kumandan, Fatih Sultan Mehmed olmuş ve peygamberinin övgüsünü
almıştı.
Fethin dış sonuçları
Avrupa ve Balkan devletlerinin Osmanlı'yı
Balkanlar'dan atma çabaları sonuçsuz kalmıştı.
İstanbul'dan İtalya'ya kaçan sanatkârlar ve bilim adamları,
rönesans ve reform hareketlerini hızlandırmışlardı.
Dünyanın en büyük imparatorluklarından olan Doğu Roma
İmparatorluğu tamamen yok olmuştu.
Orta Çağ kapanıp Yeni Çağ başlamıştı.
Ticaret yollarının birer birer Türklerin eline geçmesi
Avrupalıları yeni ticaret yolları bulmaya zorladı ve coğrafi
keşifler ortaya çıktı.
Bu fetih bir nevî Avrupa'nın (İngiltere'nin) Amerika kıtasını
keşfinin yolunu açmıştır. Zirâ bu keşifle ticaret yolları kapanan
Avrupalılar başka yollar bulmak zorundaydılar. Bu keşif buna bir
vesile olmuştur.
kaynak: http://www.istanbulunfethi.com/
|