Uyuşturucu
İsmi üzerine "uyuşturucu...".
Oysa vatanımızın, milletimizin ve ailelerinizin akıl ve mantığıyla
hareket eden berrak ve uyuşmamış beyinlere ihtiyacı vardır.
Uyuşturucular; bugünümüzü ve yarınınızı karartan, sizi kendi
benliğinizden ve milli kültürünüzden koparan bir felakettir.
Benliğinden ve öz kültüründen kopmuşluk da sizi bunalıma ve
cemiyetin dışına iter. Bu itilmişlik ise bedeni varlığınızın yok
olmasına kadar gidebilir.
Merak ve özentiyle başlayan sigara içme, daha sonra gelen alkol
alışkanlığı ve bir üst derecesi olan bağımlılığı bataklığa düşmenin
habercisidir. İnsanı insanlığından alıkoyan bu bataklıkta yaşamaksa
alkolle birlikte cinsi sapıklığı, fuhşu, uyuşturucu bağımlılığını,
frengi ve çağımızın en korkunç hastalığı olan AIDS'ı getirmesi
kuvvetle muhtemeldir.
Biliniz ki, bu tür ortamların çoğunda ahlaki değerler geçersizdir.
Ahlakın geçersiz olduğu ortamlarda bütün değer hükümleri tersine
dönmüş, maddi ve manevi dengeler bozulmuş, sorumluluklar
yitirilmiştir. Siz bu ortamda ancak, uyuşturucu tacirlerinin kazanç
kapısı olursunuz.
Uzmanlarca yapılan araştırmalara göre; AIDS ile uyuşturucu
ortamlarının ve uyuşturucu kullanımı arasında doğrudan veya dolaylı
bir ilişki mevcuttur.
Büyük çoğunlukla siz gençlerin kullanımına sunulan, cazip gösterilen
uyuşturucu maddeler; AIDS'e çeşitli hastalıklara, genç yaşta
ölümlere sebep olmaktadır.
Doğru, dürüst ve çalışkan olmaya çalışın. Kendinize bir hedef
belirleyin. Enerjinizi o hedefe varmak için kullanın.
Herkesin bir zayıfı ve zayıf yanı mutlaka vardır. Önemli olan bunu
bilmek ve onun esiri olmamaktır.
Çocuklarınızı uyuşturucu kullanımına karşı korumak sizin en büyük
görevinizdir. Bu görevi yapmak, topluma ve geleceğinize karşı
sorumluluklarınızı yerine getirmeniz demektir.
İçki, uyuşturucu, kumar, şans oyunları, sapıklık, fuhuş, evden
kaçma, gibi faaliyetlerin tümünü besleyen, ortaya çıkaran ortama
uyuşturucu kültürü denir.
Yarınlarınızın bu ortama düşmemesi için; çocuklarınızın kimlerle
arkadaşlık yaptığını ve verdiğiniz paraları nerede kullandıklarını
iyi kontrol etmelisiniz.
Çocuklarınızı sigara ve alkolden uzak tutmalı, anları ikram vasıtası
olarak kullanmamalısınız.
Çocuklarınıza ahlak bakımından iyi örnek olmalısınız.
Çocuğunuzun kişilik kazanmasına yardımcı olup, onların kendilerine
güvenini sağlamalısınız.
Kuvvetli iradeye sahip olmaları için rehber olmalı, sizin isteğiniz
konularda başarılı olamaya bileceklerini düşünerek başarılı
olabilecekleri alanı bulmalarına yardımcı olmalısınız.
Çocuklarınızın meseleleriyle yakında ilgilenip, onlara yeterli zaman
ayırmalı, şefkat ve merhamet göstermelisiniz.
Çocuklarınızın baba şefkati ile otoritesini benliklerinde aynı
oranda hissetmelerini sağlayacak özen ve dikkati göstermelisiniz.
Çocuklarınıza iyi bir terbiye vermelisiniz. Onları, mili ve manevi
konularda aydınlatmalısınız. Bu anlatımınız onların uyuşturucudan
uzak durmalarını sağlayacaktır.
Çocuklarınızın, uyuşturucu batağına yuvarlanmalarına vesile
olabilecek kötü örneklerin ve özendiricilerin yuvalandığı birahane,
meyhane, diskotek, kahvehane gibi yerlerden uzak tutmalısınız.
Uyuşturucuya götüren sebeplerin başında gelen alkolden uzak
durmalarını ve bu kötü alışkanlığa düşmemelerini sağlamalısınız.
Bütün uğraşlarınıza rağmen uyuşturucunun pençesine düşen
çocuklarınızın kurtulmalarına destek olmalı, gerekli tedavilerinin
yapılması hususunda yardımcı olmalısınız.
Uyuşturucu kullanan çocuklarınızda, arkadaşlarını değiştirme, sık
sık geç kalmak; yalan söylemek, yeni yeni arkadaşlar edinmek, aşırı
para harcamak gibi bazı değişiklikler olacaktır.
Yorgunluk bitkinlik, sinirlilik gibi hallerinde uyuşturucu
kullanabileceklerinden şüphelenerek sebebini araştırmalısınız.
Uyuşturucu kullandığını tespit etmeniz halinde; önce kötü arkadaş
grubundan ayırmalı, uzman psikiyatr islerin önerileri doğrultusunda
tedavilerini sağlamalısınız.
Sevgili anne ve babalar..!
Biliyoruz, öğüt vermek kolay, ama siz gene de gayret etmelisiniz...
Önce çocuklarınız üzerinde şefkat ve merhamete dayalı otorite
kurmalısınız. Daha sonra da çevrenizde olanlarla ilgilenmelisiniz.
Çevrenizdeki bu tür olayları gördüğünüzde mutlaka 155 POLİS
İMDAT telefonuna bildirmelisiniz.
ÇOCUK VE GENCE ÖRNEK OLMA
Çocukların hergün karşı karşıya kaldıkları anne baba tutum, davranış
ve ilişki biçimlerinin; onların eğitiminde çok önemli bir rol
oynadığı bilinmektedir. Aile ilişkileri, çocuklar için, davranış
biçimleri ve insan ilişkilerinin öğrenildiği bir sahne
oluşturmaktadır. Madde kullanım konusunda da, benzer mekanizma
işlenmekte olup; çocuklar, anne babanın maddeler konusundaki tutum
ve davranışlarını gözlemlemekte ve benzer şeyleri uygulamaktadır.
Toplumda, anne baba başta olmak üzere, öğretmenler ve diğer etkili
yetişkinlerin madde kullanımı konusundaki tutum ve davranışları;
çocuk ve gençler için çoğu kez kavram karmaşası yaratmaktadır. Çocuk
ve gençler, zararlı etkisi kesin olarak kanıtlanmış olan sigara ve
alkol gibi maddelerin, neden erişkinler tarafından kullanıldıklarını
tam olarak kavrayamamakta; kendilerinin de bu ve buna benzer
maddeleri kullanabileceği düşüncesi oluşmaktadır. Anne babalar, her
ne kadar, çocuk ve gençleri bağımlılık yapan maddeler konusunda
uyarsa da; kendi sergiledikleri davranış modelleri, mantıklı
uyarılarından çok daha etkin olmaktadır.
Bu nedenle, anne babaların, kendilerinin kullanımı konusundaki tutum
ve davranışlarının nasıl olduğunu irdelemeleri gerekir. Örneğin
alkol, sigara, ilaç kullanımı konularında bu maddeleri kullanma
nedenleri, sıklıkları, bu maddelere gereksinimleri, kullanıp-bırakma
paternleri, bu alandaki güçlülük ve zayıflıkları gibi özelliklerin
hepsi önem taşımaktadır.
Çocuklar, anne babanın davranışlarını görerek öğrenir, anne-babanın
birbirlerine olan tutum ve davranışlarını da kendilerine örnek alır,
sorunların çözümünde anne babanın davranışlarını kopya ederler.
AİLE İÇİ EĞİTİM
Eşler arasındaki ilişkilerin her zaman çok pürüzsüz olması
beklenemez. Zaman zaman sürtüşme, anlaşmazlık ve tartışmalar da
olması doğaldır. Önemli olan, anlaşmazlıklar karşısında, eşlerin
olaya yaklaşımları, birbirlerine karşı davranışları ve çözüme
ulaşmada izlenen yolların nasıl olduğudur.
Anlaşmazlıklarda eşlerin karşılıklı oturup konuşabilmesi, her iki
tarafın da kabullenebileceği bir çözüm yolu bulabilme becerisi önem
taşımaktadır. Hiç sorun yokmuş casına olayları görmezden gelip sahte
bir uyum içinde yaşıyor olmak, hep birinin boyun eğmek zorunda
sağlıksız bir ilişki biçimini sürdürmek, sorunların çözümünde
çocuklara sarılmak ya da çatışmayı onların üzerine yansıtmak
sağlıksız iletişim modelleridir.
Çocukların eğitiminde eşlerin beklentileri, istekleri, rolleri,
sorumlulukları, yönlendirmeleri, eğitime yaklaşım biçimleri kuşkusuz
birbiriyle tümüyle aynı paralelde olmayabilir. Ancak, temel
konulardaki eğitim anlayışında, tutarlı ve uyumlu bir birlikteliğin
sağlanması çocuklar adına önem taşımaktadır.
ÖZGÜR, BAĞIMSIZ, SORUMLU, SINIRLARINI BİLEN, GÜVENLİ ÇOCUK
YETİŞTİRME
Madde bağımlılığı tehlikesi ile ilgili olarak anne babaların bilmesi
gereken önemli özelliklerden biri; çocukları ve gençleri bağımsız
olarak yetiştirebilmenin, onları madde bağımlılığından uzak
tutabilecek en önemli etkenlerden biri olduğudur.
Maddeler, ancak kullanıldığında bağımlılık yaratırlar. Bağımlılık
yapan maddelerin tümü ortadan kaldırılması mümkün olmayacağına göre;
kişinin bu maddeleri kullanmama gücünün gelişmiş olması en temel
özellik gibi görünmektedir. Kişinin madde kullanması için, maddeye
hayır deme gücünün olmaması ve madde kullanımı konusunda önceden
istekli olması gerekir. Bir başka deyişle, maddeye hayır diyemeyen
ve kendisiyle ilgili sorumluluk duygusu yeterince gelişmemiş olan
kişilerde maddeye alışma tehlikesi çok daha fazla olduğu
söylenebilir.
Çocuklara sorumluluk duygusunu verebilmek, onları madde
bağımlılığından uzak tutabilecek en önemli unsurdur.
Çocukları bağımsız olarak yetiştirmenin ne olduğu; onlara güven ve
bağımsızlık duygusunu kazandıran bir eğitim yaklaşımının nasıl
olacağı soruları hep akla gelmektedir.
Bunu anlayabilmek için, çocukların, kendilerine özgübir özgürlük ve
serbestlikleri olması; ancak her şeyde olduğu gibi, bu özgürlüğünde
sınırlarının iyi tanımlanması gerektiği bilinmelidir.
Çocukların kendilerine güvenebilmeleri, kişilik sahibi olabilmeleri
için yalnız başlarına, anne-babasız hareket edebilecekleri alanlara
gereksim bulunmaktadır. Anne-babaya düşen görev, çocuklarına bu
serbest alanda yol göstermek; ancak bu serbestliğin sınırlarını da
açık olarak belirlemektir.
Bu nedenle; çocukların belirli konularda; yaşlarına uygun olarak ve
kendi başlarına serbest hareket edebilmeleri, onların kendi
davranışlarını kontrol edebilmeleri için çok önemlidir.
Çocuk kendi başına bir karar verdiğinde; bu kararın kendi yaşamı
üzerindeki etkileri konusunda bir sorumluluk alacak ve belli oranda
bir riske girecektir. Bu risk ona ağır gelse bile, sonuçta kendisine
bazı deneyimler kazandıracaktır. Kendi verdiği kararlar sonucu
çocuğun olumlu şeyler elde etmesi, ona verdiği kararın doğru
olduğunu öğrenecek; olumsuz şeyler yaşaması ise, bu deneyimin ona
daha sonraki denemeler için katkıda bulunmasına sağlayacaktır. Bu
deneyimler sonuçta, çocukta güven ve sorumluluk duygusunun
gelişmesinde önemli adımlar olarak düşünülmektedir.
Bağımsızlık ve kişisel sorumluluk ancak uzun zaman süreci içinde,
yavaş yavaş ve alıştırmalarla verilebilir.
Hangi yaşta olursa olsun, herkesin belirli sınırlara gereksinimi
vardır.
Hem toplumsal yaşantıda uyumlu olabilmek, hem kişisel iç huzuru ve
dengeyi sağlayabilmek için; kişinin belirli sınırlarının olmasına
gerek vardır. Bu sınırlar, kişisel bütünlüğü koruyabilmek ve
başkalarıyla iletişimde açık ve net olabilmek için de gereklidir. Bu
sınırlar aynı zamanda, kişinin kendini hangi alanlarda ve nereye
kadar geliştirebileceğinin da bir ölçüsü gibi düşünülebilir.
Çocukların sınırları, önce anne baba olmak üzere çevre ve toplum
tarafından belirlenmektedir. Aile, okul, meslek eğitimi, maddi
durum, ev durumu gibi aileye değişen etkenler yanı sıra; alienin
çocuk yetiştirme biçimleri, tüm alanlarıyla eğitim ve öğretim,
toplumdaki sosyal ve kültürel değer yargıları da bu sınırların
belirlenmesinde çok önem taşıyan değişkenlerdir.
Çocukların sınırlarının nasıl ve ne oranda olması gerektiği aile
tarafından belirlenirken; kuşkusuz, çocuğun kendinden getirdiği
yaratılış özellikleri de bunda etkili olmaktadır.
Daha bebeklikten başlayan bu sınırlar, çocuğun gereksinimleri ve
ailenin tutumuna göre, her yaş için farklı düzey ve biçimde olmak
üzere yeniden ayarlanmalıdır.
Çocuk ve gencin sınırları; "esnek ama gevşek değil", "belirli ama
katı değil", " tutarlı ama değişmez değil", "yaptırımı olan ama
zorlayıcı değil" nitelikte olmalıdır. Kuşkusuz, bu sınırların
belirlenmesine, çocuk ve gencin gereksinimleri, beklentileri,
dilekleri de önemsenmeli; gelişen topluma göre güncel değerler göz
önüne alınmalı; çocuk ve gencin de bu oluşumda payının olmasına
dikkat edilmelidir.
Çocuğa belirlenen sınırların çok geniş ve gevşek olması; bir anlamda
"sınır olmaması" anlamına gelmektedir. Bu durumda çocuk ve genç,
gerçek yaşamda neyi, ne zaman, nerede, nasıl yapacağını
öğrenmemekte; davranışlarını ayarlama ve kontrol edebilmeyi
becerememekte; gerçek yaşamdaki ilişkileri tam anlamıyla
kavrayamamakta; insanlarla ve toplumla olan ilişkilerini
ayarlayamamakta; kendi sınırlarının nerede bittiği ve başkalarının
özğürlüğünün nerede başladığını kestirememekte; sosyal uyum ve
iletişimde ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır.
Bunun tersine, çocuğa gereksiz engellemeler ve yasaklardan oluşan
bir sınır belirlenmesi; "çocuğun kişiliğinin aşırı sınırlanması"
demektir. Bu durum, çocuk ve gencin yaşam becerilerinin gelişmesinde
engelleyici rol oynamakta; güvensizlik, karamsarlık ve kuşku
duyguları ve bunların neden olduğu yeni psikososyal sorunlara yol
açmaktadır.
Sınır ve sorumlulukların kesin olarak belirlenmediği, anne baba
arasında belirgin tutum farklılıkları olduğu, aynı konuda farlı
zamanlarda farklı sınırların söz konusu olduğu durumlar;
"belirsizlik, tutarsızlık ve güvenilmezlik" olarak
değerlendirilmektedir. Böyle bir durumda, çocuk ve genci, kendi
davranışlarını ayarlama, karar verme ve sorumluluk almada sorun
yaşamasına neden olacaktır.
Anne babalar için önemli cümleler:
Çocuk ve genç,
Duygusal açıdan
Sevgi, ilgi,
yakınlık,
onaylama,
Saygı görme,
önem verilme,
Övgü alma,
cesaretlendirme,
kendini özgürce anlatabilme,
Belli sınırlar içinde bağımsız davranabilme,
Sağlıklı bir ortamda büyüyüp gelişme,
Uygun biçimde eğitilme,
Umut ve beklentilerinin desteklenmesini ister.
Çocuk ve genç
Anne baba davranışlarını görerek öğrenir,
Anne babayı kendine örnek alıp taklit eder,
Anne babanın birbirlerine karşı davranışlarını gözler,
Sorun çözümünde anne babadan gördüklerini yapar.
Çocuk ve genç,
Anne babanın ona zaman ayırmasına gereksinim duyar,
Ailede olumsuz ilişkiler varsa onarılmasını ister,
Sorumlulukları üstlenmede yol gösterilme ve destek arar.
Çocuk ve genç,
Çocuk ve gence sorumluluk duygusunu verilmelidir,
Çünkü, sorumluluk duygusu madde bağımlılığından uzak
olabilmedeönemli bir unsurdur.
Anne babanın, çocuk eğitiminde unutmaması gereken bazı cümleler,
madde kullanımı konusunda da geçerli olup; yaklaşımın da dikkate
alınmaları gereken bazı cümleler vardır
Tedaviye Yönlendirmede Temel YaklaşımlarAlkol/Madde kullanan
kişi, sorunun varlığını inkar etme eğilimindedir.Bir şey söylemek
yerine, aktif biçimde çok iyi dinlemek Alkol/Maddenin, kişinin
yaşamı üzerindeki olumsuz etkilerinin neler olduğunu farketmesini
sağlamak,Tartışmadan kaçınmak,Yargılamamak,Kendine güvenmesini
sağlamaya çalışmak,Onu olduğu gibi kabul etmek, Alkol/Madde
kullanımıyla ilgili sorunların sorumluluğunu ona bırakmamak; kendi
kararlarını vermesini desteklemek.
ÇOCUK VE GENÇTE MADDE KULLANIMINI
DÜŞÜNDÜREN BELİRTİLER:
Ergenlik dönemi, puberte ile başladığı, gencin kendi ekonomik
bağımsızlığının kazandığı yaşlara kadar sürdüğü kabul edilen bir
gelişim dönemidir. Biyolojik, psikolojik ve ruhsal olarak hızlı
değişimlerin yaşandığı bu cağ; kendine özgü bazı özellikler
taşımaktadır. 10' lu yaşların başından, 20'li yaşların başı ya da
ortasına kadar uzayabilen bu dönemde; bir çocuğu yetişkin hale
gelmesi söz konusudur.
Her çocuk ve gencin kendine özgü biçimde yaşadığı bu dönemde,
bireysel ruhsal bağımsızlığın kazanılması, uygun ve tutarlı akran
ilişkilerinin kurulabilmesi, kimlik duygusunun şekillenmesi,
geleceğe yönelik planların oluşturulması, karşı cinse ilişkin tutum
ve davranışların tutarlı hale gelmesi, iş ve meslek yolunun
çizilmesi, aile ve toplum değer yargılarının harmanlanıp kişinin
kendine özgü bir değerler sistemi oluşturulması, ekonomik
bağımsızlın sağlanması, davranışlarının sorumluluğunu üstlenir hale
gelebilmesi gibi bir çok görev beklenmektedir.
Ergenlik döneminin uzun zaman sürmesi yanısıra, ergenden beklenen
görevlerin çeşitliliği ve zorluğu; bu dönemde ergenlerin bazı
sorunlar yaşamasına yol açabilir. Bu dönemin kendine özgü ruhsal ve
davranışsal özellikleri, duygusal çalkantıları, uyum güçlükler,
kimlik sorunları, bocalamaları,otoriteyle çatışmaları çoğu kez büyük
sarsıntılara neden olmaksızın çözülür. Ancak bazı ergenler için, bu
özellikler, ciddi ve ağır biçimde sorun yaşanmasına neden olabilir.
Madde kullanımı da bu ciddi sorunlar arasında sayılmaktadır.
Ergenlik döneminin olağan gelişimsel çalkantılar arasında;
derslerdeki başarısında dalgalanmalar, aileyle çatışma ve aile
yaşamından uzaklaşma isteği, ruhsal yönden duygusal ve davranışsal
sorunlar gösterme, ilgi ve isteklerinde kararsızlık ve değişkenlik,
okul ya da meslek eğitimine ilişkin sorun ve bocalamalar yerini
değiştirme gibi önemli kararlar söz konusu olabilir.
Çocuk ve gençlerde, madde bağımlılığının başlangıcını gösteren kesin
bir işaret yoktur. Ergenliğin olağan duygusal sorunları ya da başka
ruhsal bozuklukların da benzer belirtilere yol açabileceği akılda
tutulmalı; ancak, ergende madde kullanımı kuşkusunu akla
getirebilecek bazı ciddi davranış değişiklikleri gözden
kaçırılmamalıdır. Bu belirtilerin ciddiyetinin değerlendirilmesi,
başka ruhsal sorunlarla ayırıcı tanının yapılması, çözüm önerileri
ve tedavi yaklaşımı; madde kullanımı konusunda özelleşmiş
çocuk/ergen psikiyatristleri ve erişkin psikiyatrislerinin görev ve
sorumluluk alanı içindedir
Sevgili Gençler!
Sizin ve geleceğinizin en büyük düşmanı sigara, alkol ve
uyuşturucudur. Birahane, diskotek, meyhane ve benzeri mekanlar
uyuşturucu kullanımı ve dağıtımı için uygun mekanlardır. Bu
mekanlardan uzak durunuz. Merak için gitmek zorunda kalırsanız bile
dikkatli olunuz, tuzaklara düşmeyiniz.
Uyuşturucular, sizi milli ve manevi değerlerinizden koparır,
cemiyete uyum sağlayamayan kavgacı, sinirli ve uyumsuz insan haline
getirir. Bu da içinde yaşadığınız cemiyetten soyutlanmanıza ve
batağa iyice saplanmanıza sebep olur.
Düşünün! Sizler bizim geleceğimizsiniz. Büyük önder ATATÜRK
bile Cumhuriyeti ve İstikbali sizlere emanet etmedi mi? Onu korumak
ve kollamakla yükümlü kılınmışsınız. Pekii ! Bu koruma ve kollama
eylemini uyuşmuş beyinlerle yapmanız mümkün mü? Cemiyetten
soyutlanmakla Cumhuriyeti korumanız ve kollamanız mümkün mü?
Kötü örneklerin hayatlarına, parıltılı ve sahte yaşantılarına
aldanmayın. Onlar, Cumhuriyetin kollayıcısı olan sizleri bu görevden
alıkoymak için canla, başla çalışan düşmanlarınızdır. Soğuk savaşın
çirkin bir anlayışı olarak, sizleri önce uyuşturucuya iten ortamları
hazırlayarak dejenere edip, sonrada öldürücü alışkanlıklarla imhaya
yönelen guruplar mafya adı altında örgütlenmiştir.
Sizin örnek aramaya, hele hele kötü örneklere sarılmanıza gerek
yoktur. Çünkü; Mustafa Kemal ATATÜRK gibi bir mürşidiniz (Yol
göstericiniz) vardır.
Ne Yapmalısınız?
Öncelikle uyuşturucu kullanımına yol açan ortamlardan uzak
durmalısınız.
Kötü örneklerden (İdoller) kaçınmalı, onların parıltılı ve şaşalı
yaşantılarına aldanmamalısınız.
Uyuşturucu kullanımına başlamanın en büyük sebeplerinden olan deneme
isteğinden kendinizi uzak tutmalısınız.
Size bedava uyuşturucu teklif eden "bir kere kullanmadan bir şey
olmaz" diyenlere kanmamalısınız.
Sorunlarınızın çözümü uyuşturucu kullanımıyla sağlanmaz.
Uyuşturucuya sığınmamalısınız.
Çevrenizdeki arkadaşlarınızda uyuşturucu kullanımına zemin
hazırlayan ortamlardan uzak tutmalısınız.
Enerjinizi milli ve manevi değerlere sosyal faaliyetlere
yönetmelisiniz.
Model şahsiyetlerin bozukluğunu aklınızdan çıkarmamalısınız.
Sevgili Gençler!
Sevincinizi, üzüntülerinizi aileniz büyükleriyle paylaşınız.
Sizin en yakın dostunuz sizin için her şeyini fedaya hazır aile
büyüklerinizdir. Onlara karşı dürüst olunuz. Onlardan hiçbir
şeyinizi gizlemeyiniz. Onlara güveniniz.
Problemlerinizi anlatınız, tek başına çözüm bulmaya kalkmayınız.
Onlar sizlerden daha deneyimlidir. Onlardan korkmayınız. Kimin
problemi yok ki? El birliğiyle her şey çözülür.
Uyuşturucu ÇÖZÜM değil ÇÖZÜMSÜZLÜKTÜR.
http://www.egm.gov.tr |